1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Uyuşturucu özgürlüğün sonudur
Uyuşturucu özgürlüğün sonudur

Uyuşturucu özgürlüğün sonudur

​Uyuşturucu bağımlılığı ile mücadeleye ilişkin açıklamalarda bulunan Yeşilay Muş Şube Başkanı, ailelerin uyuşturucu bağımlılarına suçlu gözüyle bakmaması gerektiğini, aksine tedavi edilebilir bir hasta olarak bakmaları gerektiğini söyledi.

A+A-

Yeşilay Muş Şube Başkanı Halil Sabak, Uyuşturucu bağımlılığı ile mücadeleye ilişkin İLKHA’ya önemli açıklamalarda bulundu.

Uyuşturucu bağımlılığı ile mücadelede ailenin en önemli etkenlerden biri olduğunu belirten Sabak, ailelerin uyuşturucu bağımlılarına suçlu gözüyle bakmaması gerektiğini, aksine tedavi edilebilir bir hasta olarak bakmaları gerektiğini vurguladı.

Bağımlılığı kısaca özgürlüğün sonu olduğuna işret eden Sabak, uyuşturucunun beynin işlevini kaybettirdiğini dolayısıyla bütün özgürlüklerin sonunu getirdiğini söyledi.

Uyuşturucunun toplumun ortak sorunu olduğunu aktaran Sabak, sözlerine şöyle başladı: “Uyuşturucu hepimizin ortak sorunudur. Sadece bir kuruluşun tek başına çalışma göstermesi yeterli değildir. Sivil Toplum Kuruluşlarımızın, kamu kuruluşlarımızın, Emniyet Genel Müdürlüğünün ve Yeşilay gibi kamu yararına faaliyet gösteren kuruluşların topyekûn beraber mücadele etmesi gereken bir alandır. Başta da dediğim gibi uyuşturucu hepimizin ortak sorunudur.”

“Uyuşturucu ile mücadelede aile en büyük etkenlerden birisidir”

Uyuşturucu ile mücadelede ailenin önemli bir etken olduğuna değinen Sabak, uyuşturucu bağımlılarına tedavi edilebilir bir hasta gözüyle bakılması gerektiğini belirterek, “Uyuşturucu ile mücadelede aile en büyük etkenlerden birisidir. Çünkü uyuşturucu bağımlılığının başlamasının başlıca etkenlerinden birisi çevreden gelen özentidir. Bundan kaynaklı olarak bağımlılığa yönelme var. Ama en önemli sebebi duygusal boşluk yani sevgi ve aile duygusunun eksik olması. Ailelerin çocuklarına karşı sevgi de yetersiz kalması, aidiyet duygusunu hissettirememesi ve duygusal boşluk gibi psikolojik sorunlar oluşması çocukların maalesef uyuşturucu bağımlılığına yönelmesine sebep oluyor. Burada çok önemli bir ayrıntı var. Ailelerin uyuşturucu kullanan çocuklara suçlu olarak değil aksine, tedavi edilebilir bir hasta gözüyle bakması gerekir. Uyuşturucu bağımlılarına suçlu gözüyle bakıldığı zaman biz o gencimizi tamamen kaybetmiş oluyoruz. Ancak tedavi edilebilir bir hasta olarak aileler buna baktığında İnşallah bu sorunun üstesinden geliriz.” dedi.

“Uyuşturucu özgürlüğün sonudur”

Uyuşturucunun beynin işlevselliğini ortadan kaldırdığını kaydeden Sabak, uyuşturucunun aynı zamanda bütün özgürlüklerin sonu olduğuna dikkat çekerek, “Başta da dediğim gibi uyuşturucu özgürlüğün sonudur. İnsanın kendisini temelde var etmesi zihni ile olan bir süreçtir. Uyuşturucu ise zihnin asıl bağımsızlığını ortadan kaldıran bir durum olduğu için zihinsel süreçleri maalesef sekteye uğratıyor. Bunun için yeni neslin sağlıklı düşünebilmesi, hayatın anlamını anlayabilmesi ve sosyal uyum noktasında sorunsuz bir birey olabilmesi gibi için zihinsel işleve ihtiyaç vardır. Zihinsel işlevlerini kaybeden bir birey topluma yararlı olamadığı gibi kendine de yararlı olamaz. Gelecek nesilleri bekleyen en büyük tehlike uyuşturucudur. Bunu şöyle bir örnekle de açıklayabiliriz. Yeşilay’ın kuruluşunda etkili olan bir örnek. İngiliz güçleri İstanbul’u işgal ederken gemilerle İstanbul’a sadece silah getirmiyorlardı. Limanlara yanaştıklarında beraberlerinde alkol da getiriyorlardı. Profesör Doktor Mazhar Osman gemilerden kasalarla biralar indirildiğini fark ediyor. Bunu görünce gençlerin milli şuurunun alkol bağımlılığı ile yok edilerek ulusal bilincin oluşmasına engel olunduğunu anlıyor. Yeşilay bu olay üzerine kurulan bir kuruluştur. Bağımlılık bilinci ortadan yok edebilecek bir şeydir. İngilizler de böyle bir yola başvuruyorlar. Dönemin Şeyhülislamı bir emir vererek Yeşilay’ın Hilâl-i Ahdar ismi ile kurulmasına vesile oluyor. Bu günümüz için de geçerlidir. Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi, kindar gençlik değil dindar gençlik istiyoruz. Kindar gençlik bağımlılıklarla ortaya çıkar. Gerek alkol gerekse uyuşturucu bağımlılığı gibi durumlarla zihinsel süreçlerini yitiren gençlerle ortaya çıkıyor. Dindar nesil bağımlılıklardan uzak sağlıklı bir nesil olarak ortaya çıkıyor.” ifadelerini kullandı.

“Ailelerimizin eğitimlerden geçmesi gerekir”

Bağımlılıkla mücadelede ailelerin eğitim almaları gerektiğini aktaran Sabak, “Tabii ki her konuda olduğu gibi bağımlılık konusunda da ailelerimizin eğitimlerden geçmesi gerekir. Çünkü karşılaştığınız durumla ilgili bilgi sahibi olmadığımız zaman maalesef yersiz fikirler sahibi oluyoruz. Bu konuda Yeşilay’ın Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programları var. Aileler bu programlara katılabilirler. Ayrıca Yeşilay Önleme, Koruma ve Rehabilite süreçleriyle bu çalışmaları 81 ilde gerçekleştiriyor. Ailelere tavsiyemiz bu programlara, Halk Eğitim Merkezlerine müracaat edip, katılmalıdır. Kesinlikle ailelerinde ve çevrelerinde gördükleri bağımlılıkları suçlu olarak değil bir hasta olarak görmeleri ve ilgili kurum ve kuruluşlarla bununla mücadele etmeleri gerekir. Dışlamak onları bağımlılığın kucağına atmakla sonuçlandırılır. Onları duygusal boşluklarını tedavi edebilecek süreçlere yönlendirmek onları kazanmamıza vesile olur.” diye belirtti.

Operasyonlarda ele geçirilen uyuşturucunun parasal değerinin ifade edilmesinin yanlış olduğuna vurgu yapan Sabak, son olarak şöyle konuştu: “Uyuşturucu ve bağımlılıkların en önemli etkeni özentidir. Günümüz dünyasında da yakalanan uyuşturucunun değerini rakamsal olarak ifade ettiğimiz zaman uyuşturucu satıcıların kazancı ortaya çıktığı zaman bunda bir özenti ortaya çıkmaktadır. Bunu rakamlarla ifade etmek yerine, ‘Şu kadar insanımızı zehirleyecek miktarda uyuşturucu yakalandı ve bunlar İmha edildi.’ denildiği zaman çok daha doğru bir yaklaşım olur.” (Ayetullah Tarhan-İLKHA) 

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Bir Yorum Yapın |HABERE YORUM KAT| Diğer Ziyaretçilerle Düşüncelerini Paylaş