1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Türkiye Geneli 30 Mart 2018 Diyanet Cuma Hutbesi
Türkiye Geneli 30 Mart 2018 Diyanet Cuma Hutbesi

Türkiye Geneli 30 Mart 2018 Diyanet Cuma Hutbesi

Diyanet İşler Başkanlığı Tarafından 39 Mart 2018 Cuma Hutbesi Yayınlandı. Her Hafta Olduğu Gibi Bu Haftada Diyanet Cuma Hutbesi Konusu Hazırlanıyor. 30 Mart Cuma Günü Okunacak Cuma Hutbesinin Konusu:Vahyin İnsanlığa İlk Mesajı Oku

A+A-

Diyanet İşler Başkanlığı Tarafından 30 Mart 2018 Cuma Hutbesi Yayınlandı. Her Hafta Olduğu Gibi Bu Haftada Diyanet Cuma Hutbesi Konusu Hazırlanıyor. 30 Mart Cuma Günü Okunacak Cuma Hutbesinin Konusu: Vahyin İnsanlığa İlk Mesajı Oku.. Konu başlığı altında müslümanlara okutulacak.

Cumanız Mübarek Olsun Aziz Müminler!
Peygamber Efendimize Hira Mağarası’nda gelen ilk vahiy, hutbemin başında okuduğum ayetlerdi. Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktaydı: “Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı ana rahmine tutunan bir yumurtadan yarattı. Oku! Kalemle yazmayı öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin sonsuz kerem sahibidir.”

Bu emrin muhatabı olan Sevgili Peygamberimiz ise okuduğum hadis-i şerifte şöyle buyurmaktadır: “İlim için yola koyulan kimse, dönünceye kadar Allah yolundadır.”

Kardeşlerim!
Mükerrem bir varlık olan insan, akıl gibi eşsiz bir nimet ile donatılmıştır. İnsanı diğer varlıklardan ayıran ve ona değer katan bir nimettir akıl. İyiyi kötüden ayırt etme kabiliyetidir. İnsana sorumluluk bilinci veren, doğruyu yanlıştan ayırt etme vesilesi olan bir imkândır akıl. Kul, Rabbinin mesajlarını akılla anlar ve hayatına kılavuz yapar. Rabbine, çevresine ve kendisine karşı sorumluluklarını akılla idrak eder ve yerine getirir. Bilgiyi akılla öğrenir, öğretir, yaşar ve yaşatır.

Muhterem Müminler!
İnsan için uğrunda yorulmaya, sıkıntı çekmeye, emek vermeye değen en hayırlı gaye bilgi edinmedir. Bilgi, insanlığın yolunu aydınlatan bir hazinedir ve ilim, insan için en şerefli rütbedir. Onun içindir ki son vahyin ilk hitabı “Oku!” emridir. Okumak, erdemin peşinde koşmaktır. Okumak, hakikate varmaktır. Okumak, yaratılışın anlamını, hayatın manasını ve kâinatı keşif yolculuğunda insanın en yakın yol arkadaşıdır.
Nitekim Yüce Kitabımız, “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”  buyurarak insanlığa bilginin değerini ve ilmin vazgeçilmez olduğunu vurgulamıştır. İlmin ilahî membaı olan Kitab-ı Kerimimiz düşünmemizi, aklımızı kullanmamızı ve doğru bilgiye ulaşmamızı emretmiştir. “Cahillerden yüz çevir.” “Sakın cahillerden olma!”  gibi uyarılarla cehaleti yermiştir. Bu sebepledir ki, dinî ve sosyal sorumluluklarımızı bilmek için okumak, doğruyu yanlıştan ayırmak için Kitaba ve ilme sarılmak her Müslümanın asli görevidir

Muhterem Müslümanlar!
Bilgi insan içindir. İnsan ilimle yücelir. Sağlam bir kaynaktan aldığı doğru bilgiyle hidayete erer, topluma yön verir ve dünyayı şekillendirir. İlim; insanı huzura, mutluluğa, dünya ve ahiret kazancına eriştirir. Cehalet ise insanı utandırır, aldatır, hataya ve zarara açık hale getirir.

Muhterem Müminler!
Peygamber Efendimizin Medine’de inşa ettiği Mescid-i Nebevî bir ilim merkezidir. Hiçbir ayrım gözetmeden kadınıyla erkeğiyle, yaşlısıyla genciyle bütün müminleri mescidine davet eden Peygamberimiz (s.a.s) ilme talip olanlara Allah’ın cennete giden yolu kolaylaştıracağını müjdelemiştir.

Medeniyetimizde âlim; ilimle hikmeti, hikmetle irfanı, ahlakla adabı, hak ve hakikati tüm insanlığa takdim edendir. Kendi şahsında söz konusu güzellikleri yaşayan ve temsil edendir. Zira âlim bilir ki, hikmetle harmanlanmayan, irfanla yoğrulmayan bilgi, ahirette hesabı çetin bir yük olarak karşısına çıkacaktır.

Aziz Müminler!
Bilgi ve teknoloji çağında yaşamaktayız. Ancak insanlık çoğu zaman bilgi ve teknolojiyi yeryüzünde iyiliğin hâkim olması için kullanmamış, istismar etmiş, bilgi ahlakından uzak adımlar atmıştır. Bilgi, ahlaktan yoksunlaştıkça insanlık değer kaybetmektedir. Eğitimin ruhundan, ilmin mana ve gayesinden mahrum bırakılan nice genç, bağnazlık, şiddet ve teröre savrulabilmektedir

Bugün zulmün ve cehaletin kol gezdiği İslam coğrafyasında huzur ve güveni tesis etmek, Müslümanlar olarak dünyaya yeni bir medeniyet takdim etmek bizim görevimizdir. Bu hususta hepimize düşen sorumluluk öncelikle doğru bilginin ve sağlam kaynağın peşine düşmek, ilmi ehil ellerden almak, sonra da öğrendiğimiz ile amel etmektir.

Kardeşlerim!
Geliniz anne ve babalar olarak yavrularımızı Kur’ân ve sünnetten beslenen iman şuuruyla, ibadet sevgisiyle ve ahlak bilinciyle yetiştirelim. Onların iyi birer insan, örnek birer mümin olması için gayret edelim.
Kız erkek ayrımı yapmaksızın evlatlarımızı okullarımızda, camilerimizde ve Kur’an kurslarımızda yürütülen eğitim-öğretim faaliyetlerinden mahrum bırakmayalım.

Hutbeme son verirken bir hususu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Kütüphaneler haftası içerisinde bulunmaktayız. Bizlere okuma aşkı ve alışkanlığı kazandıran kütüphaneler, ilim ve irfan yuvalarından biridir. Kitap sevgisini aşılayan mekânlardır. O halde, bu nezih yerlerin değerini bilelim. Kütüphanelerde kitap okuyarak vakit geçirmenin güzelliğini hep birlikte hissedelim.
1 Alak, 96/1-5. 2 Tirmizî, İlim, 2. 3 Zümer, 39/9. 4 A’râf, 7/199. 5 En’âm, 6/35. 6 Tirmizî, İlim, 19. 
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

30 Mart 2018 Diyanet Cuma Hutbesi İndir Tıklayın<
-----------------------------------------------------------------------------

Geçen Hafta 23 Mart Cuma Günün Hutbesi

İBADET HAYATIMIZ VE GÖNÜL DÜNYAMIZ

Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Bizleri mübarek üç aylara yeniden ulaştıran yüce Allah’a sonsuz hamdü senalar olsun. Dün gece Regaib kandilini hep birlikte idrak ettik. Dualarımızı, en içten bağışlanma dileklerimizi yalnızca O’na arz ettik.

Aziz Kardeşlerim!
Muâz b. Cebel, genç yaşta İslam’la müşerref olmuştu. Sahabenin önde gelenlerindendi. Peygamber Efendimiz (s.a.s) Muâz’ı çok sever, sevgisini dile getirir ve ona tavsiyelerde bulunurdu. Efendimiz yine bir gün bu genç sahabiye, “Allah’ın kulları üzerindeki hakkını ve kulların Allah üzerindeki hakkını biliyor musun?” diye sordu. Muâz, ‘Allah ve Resûlü daha iyi bilir’ diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.s) “Allah’ın kulları üzerindeki hakkı, yalnızca O’na ibadet etmeleri ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmamalarıdır. Kulların Allah üzerindeki hakkı ise, kendisine ortak koşmayan kimselere azap etmemesidir.”1 buyurdu.

Kardeşlerim!
İnsanı eşref-i mahlûkat olarak yaratan Yüce Rabbimiz onu üstün kabiliyetlerle donatmıştır. Kâinattaki her şeyi insanın hizmetine sunmuştur. En nâdîde özellikleri bahşettiği insandan sadece kendisine kulluk etmesini istemiştir. Allah’a kul olmak, ahlakımızı ve özgür irademizi kullanarak O’na gönülden bağlanmayı, her türlü imkân ve yeteneğimizi O’nun rızası uğrunda kullanmayı, nefsin istek ve arzularını terk edip, Rabbimiz’in koyduğu kurallara uymayı gerektirir.

“Allah’ın kulları üzerindeki hakkı” diye ifade edilen ibadet; insanı Rahman’ın huzurunda değerli kılan bir olgudur. 2 İbadet; itaattir, boyun eğmektir, Cenab-ı Hakk’a teslimiyettir. İbadet; Allah’ın verdiği nimetlere şükretmektir. Kulun Rabbi ile iletişim kurmasıdır. Her daim Rabbine muhtaç olan insanın, aracısız bir şekilde halini O’na arz etmesidir. Bunun için kul,
Rabbinin huzurunda her duruşunda, “Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım dileriz”3 diyerek O’na iltica eder. Kendi acizliğini itiraf eder. O’ndan yardım diler ve O’na yalvarır. İşte bu, ibadet bilincidir, kulluk şuurudur. Kul, bu bilinç sayesinde yaratılmışların en şereflisi olur. Dünyada mutluluk ve huzuru, ahirette de ebedi kurtuluşu kazanır.

Aziz Kardeşlerim!
İbadetlerimiz, aynı zamanda bizleri her türlü kötülükten koruyan birer kalkandır. Allah’ın huzurunda secdeye varan, O’nun rızası için oruç tutan, sadaka veren, tavaf eden insan, kibir, bencillik, haset, ihtiras gibi kötü duygulardan arınır. İbadet etmek ruhlarımızı kasvetten, sıkıntı ve üzüntülerin yıpratıcı tesirinden korur. Çünkü Rabbimiz, “Gönüller, ancak Allah’ı anmakla huzura kavuşur.” 4 buyurur. Samimiyetle ibadet eden kul, her adımda rabbine yaklaşır; O’na olan imanı, güveni, sevgi ve saygısı pekişir. Allah Resûlü (s.a.s), “İslâm beş esas üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna şehâdet etmek, namazı kılmak, zekâtı vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak.” 5 buyurarak öncelikle yapmamız gereken temel ibadetlere dikkatlerimizi çekmektedir.

Bununla birlikte; her türlü iyilik çabası ve kötülüğe karşı yürütülen mücadele ibadettir. Bir kimseye güleryüz gösterip selam vermek ibadettir. Kişinin anne ve babasına hizmet ve hürmeti, ailesinin maddi ve manevi ihtiyaçlarını temin etmesi, bir garibin gözyaşını silmesi, bir yetimin başını okşaması, mazlumun ve mağdurun yanında olması ibadettir.

Aziz Kardeşlerim!
İbadetin dünyevî beklentilerden ve gösterişten uzak olması kadar güzel davranışa dönüşmesi ve devamlılığı da önemlidir. Nitekim Yüce Allah Kuran-ı Kerim’de “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et” 6 buyurmaktadır. Peygamberimiz (s.a.s) de “Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır.”7 buyurarak ibadette kararlı ve istikrarlı olmayı tavsiye etmiştir.

Muhterem Müminler!
Allah’ın bizlere emanet olarak verdiği hayatımız bir gün mutlaka sona erecek ve yapıp ettiklerimizden hesaba çekileceğiz. Ömür sermayemiz tükenmeden önce yaşamanın ve kul olmanın değerini bilelim. İbadetin huzurundan, bereketinden ve lezzetinden mahrum olmayalım. Hayatımıza ibadet bilinci ile anlam katalım. Rahmet, mağfiret ve ibadet mevsimi olan mübarek üç ayları fırsat bilelim. Sabırla, şükürle, tevekkülle ibadete sarılalım. Namazlarımızı huşuyla kılmaya devam edelim. Yüce kitabımız Kur’an’ı okuyalım ve rehber edinelim. Hayır kapılarımızı ardına kadar açalım, iyilikte yarışalım. Dillerimizi yalan, gıybet ve iftiradan, gönüllerimizi kin, nefret ve tefrikadan arındıralım.

Hutbemizi Sevgili Peygamberimiz’in dilinden dökülen şu dua ile bitirmek istiyorum: “Allah’ım! Seni zikretmek, sana şükretmek ve sana güzelce ibadet etmek için bana yardım eyle.'' 

 


Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.