1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. Tüm yönleriyle İstanbul 31 Mart vakası
Tüm yönleriyle İstanbul 31 Mart vakası

Tüm yönleriyle İstanbul 31 Mart vakası

Meşrutiyetin ilan edilmesinin hemen arkasından İstanbul’da bulunan Osmanlı yönetimine karşı yapılan en büyük kalkışma olmuştur. Rumî Takvim'e göre 31 Mart 1325 tarihinde gerçekleşmesi nedeniyle (13 Nisan 1909) Rumi takvim göz önüne alınarak 31 Mart adıyla

A+A-

31 Mart vakası Osmanlı İmparatorluğu tarihinin en yıkıcı olaylarından biri olarak tarih sayfalarındaki yerini almıştır. Etkileri uzun süre devam etmiş, İmparatorluğun yıkılışa sürüklenmesinde en etkili faktörlerden biri olarak değerlendirilmiştir.

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin yönetiminde bulunan Osmanlı İmparatorluğu, hızlı bir değişim içerisindeydi. İkinci meşrutiyetin ilanı ve buna bağlı olarak yaşanan diğer gelişmeler toplumdaki bazı hassas uçları alevlendirmiş, ordu içerisinde alaylı-mektepli ayrımı gözlemlenmişti.Bu çerçevede yaşanan diğer gelişmeler koşulunda bazı Cemiyet karşıtı gazetecilerin bir takım ajanlar tarafından öldürülmesi olayların seyrini artırdı. Bu sırada İttihat ve Terakki Cemiyeti içerisinde de sorunlar baş göstererek,teşkilatın İngiliz taraftarı Manastır kolu ile Alman taraftarı Selanik kolu arasında rekabet yaşanmakta, o dönemde Alman taraftarı Selanik kolu, azınlık durumuna düşen Manastır koluna üstün gelmişti.İttihat ve Terakki Partisi’nin bu olaylar karşısında Manastır kolunun bir kısmı da saf değiştirip muhalefet ile iş birliğine yöneldi. Öte yandan İngilizlerin böyle bir ayaklanmayı teşvik etmesinin nedeni de Berlin’de yapılan Antlaşma doğrultusunda Mısır’ın kendi ekseninden uzaklaşıp rakibi olan Almanya’ya yaklaşması, 2’inci Meşrutiyet sonrası da bu durumu sürdüren Osmanlı İmparatorluğu’nu kendi saflarına çekme istediğinden kaynaklanmaktaydı. Bu sebepten dolayı İngilizler Muhalif grupları destekleyerek halkı isyana teşvik etmiştir.

17 Aralık 1908’de Meclis Padişah 2’nci Abdülhamit’in açılış konuşmalarıyla çalışmaya başlamıştır. Açılışın hemen ardından 2’nci Meşrutiyet ile birlikte Kanun-i Esasi’nin bazı kanunları değişmiştir. Bu bir örnek vermek gerekirse, padişahın yürütme yetkisinin çoğunluğu kısıtlanmış ve yeni kanunlarla birlikte milletvekili heyetleri Meclis’e karşı sorumlu tutulmuşlar. Ayrıca hükümetin çalışmalarını denetleme hakkı veren yeni kanunlarla birlikte milletvekili olma ve hükümet kurma aşamasında meclisin güvenoyu vermesi şart koşulmuştur. Daha önceki ilk halinde Meclisi açma-kapama yetkisi padişaha verilirken anayasanın yeni halinde bu koşulsuz yetki koşullarla kısıtlanmıştır.Öte yandan eski düzende padişah meclise başkanlık yaparken anayasanın yeni şeklinde Meclis Başkan’ını Meclis kendisi seçmektedir.

tum-yonleriyle-istanbul-31-mart-vakasi.jpg

İttihat ve Terakki Partisi, başkentin ve yeni rejimin korunması adına Makedonya’dan “Avcı Taburları” getirmiştir. 12–13 Nisan gecesi Taksim Kışlası’nda bulunan bu Avcı Taburu’na bağlı askerler, başlarındaki subaylara aldırış etmeden şeriat yanlılarıyla birlikteMeclis-i Mebusan’ın önünde toplanmışlardır. Şeriat çağrıları yapan düşük rütbeli grup, meclisin kapatılmasını, bazı milletvekillerinin uzaklaştırılmasını ve görevden alınan Alaylı subayları tekrar orduya alınmasını şart koşmuşlardır. Hüseyin Hilmi Paşa önderliğinde isyancıları ikna etmeye çalışan hükümet istifa edince hükümdarlık isyancıların elime kalmıştır. Kurulan yeni isyan hükümeti İngiliz destekli işlemeye başlamıştır. Adliye Nazırı Nazım Paşa İttihatçı Ahmet Rıza Bey, Lazkiye mebusu Arslan Bey ise gazeteci Hüseyin Cahid sanılarak galeyana gelen halk tarafından öldürülmüştür. İsyana katılanların çoğu rütbesiz asker, hamal ve halktan kimselerdir. Ayaklanma sonrasında meclis kapatılırken milletvekilleri ise şehir dışına kaçmış veya şehirde saklanmışlardır. Çünkü şeriat isteyen isyancılar, milletvekili veya İttihatçı subayları yakaladıkları yerde öldürüyorlardı. İttihat-Terakki’den ve Meclis-i Mebusan’dan yoksun bir Osmanlı demek padişahın tekrar güçlenmesi anlamına geliyordu ki böylede oldu.
tum-yonleriyle-istanbul-31-mart-vakasi-001.jpg

İstanbul’da bu olaylar gelişirken İttihat ve Terakki Cemiyeti bu olayları Selanik’te protesto ediyor, Hükümetin kapatılması ve Meclisin fes edilmesini istiyordu. Ancak İttihatçı Komutanların birçoğunu Selanik’te toplayan İttihat ve Terakki Cemiyeti, bir grup öncü asker 15 Nisan 1909 günü İstanbul’a doğru yola çıktı. Hazırlanan ve yola çıkan Askerlerin adına Mustafa Kemal’in onaylaması sonucu adına “ hareket Ordusu” dendi. Mustafa Kemal aynı zamanda orduda kurmay başkanlığı görevindeydi. 23–24 Nisan gecesi Mahmut Şevket Paşa komutasında İstanbul’a giren Hareket Ordusu isyancıları kıskıvrak yakalayarak hapsetti ve isyanı sona erdirdi. “Hareket Ordusu”nun isyanları bastırması neticesinde İstanbul’da sıkıyönetim ilan edilmiş, İsyancı elebaşları yakalandıktan sonra Divan-ı harp’te yargılanarak idam cezasına çarptırılmışlardı. Olaylarda birçok İttihat taraftarı hayatını kaybederken Meclis-i Umumi Milli adı altında toplanan Meclis-i Mebusan ve Meclis-i Ayan II. Abdülhamit Han’ı Osmanlı tahtından indirmişti. 27 Nisan tarihinde tahttan indirilen II. Abdülhamit’in yerine 65 yaşındaki kardeşi V. Mehmet Reşat Osmanlı tahtına getirilmişti.

14 Mart tarihinde Divan-ı Harp’in ölüm cezası verdiği 13 kişi idam edilmiştir. Ayasofya Meydanı’nda, Sultan Ahmet Adliyesi’nin önünde, Beyazıt Meydanı’nda, Kasımpaşa’da, Sirkeci İstasyon önünde ve Beşiktaş Camisinin önünde hazırlanan idam sehpaları halka adeta gözdağı vermek için seçilen infazların işlendiği mekânlar olarak göze çarpmaktadır. Öncelikli olarak Avcılar Taburundan onbaşılar, birçok gazeteci ve mebusun öldürülmesine karışan askerler idam edildi. Bu süre zarfında Selanik’te tutulan Abdülhamit Han, Selanik’in 12 Kasım 1912 tarihinde Bulgaristan’a devrinden sonra Beylerbeyi Sarayına getirilerek vefat ettiği tarih olan 1918’e kadar burada ikamet etmiştir.

31 Mart Olayları’nın başkahramanı olan İttihat ve Terakki Partisi yöneticileri Enver Paşa, Talat Paşa ve Cemal Paşa tarafından yönetilmekteydi. İttihat ve Terakki döneminde Osmanlı Trablusgarp, 1.ve 2. Balkan Savaşlarına ve 1. Dünya Harbine girmiş burada aldığı yenilgiler nedeniyle Meclis, 21 Aralık 1918 tarihinde İtilaf Devletlerinin baskısıyla kapatılarak, Cumhuriyet yönetimine geçilmiştir.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.