1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Mesane Tümörünün 8 Belirtisi
Mesane Tümörünün 8 Belirtisi

Mesane Tümörünün 8 Belirtisi

Prostat kanserinden sonra ürolojik sistem içerisinde en sık rastlanan Mesane tümörünün 8 belirtisine dikkat çeken uzmanlar, sigara kullanımının hastalığın oluşumunu yüzde 50 oranında etkilediğini kaydediyor.

A+A-

Mesane tümörü, prostat kanserinden sonra ürolojik sistem içerisinde en sık rastlanan ve kötü huylu olan kanser türü olarak ortaya çıkıyor. Erkeklerde, kadınlara oranla 3-4 kat daha fazla görülür ve sigara kullanımı hastalığın oluşumunu ortalama %50 oranında etkiliyor. Bazı iş kollarında kullanılan kimyasalların da ortaya çıkmasında etkili olduğu hastalığın tedavisinde erken teşhis önemli rol oynuyor. Memorial Dicle Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Zülfü Sertkaya, mesane kanserini haber veren belirtilerin önemi ve hastalığın tedavisi hakkında bilgi verdi. 

"Risk erkeklerde daha fazla"

Mesane tümörünün erkeklerde görülme riskinin daha fazla olduğunu belirten Sertkaya, "Mesane tümörü, idrar kesesinde oluşan tüm iyi ve kötü huylu 'ur'lara verilen isimdir. Erkeklerde, kadınlara oranla 4 kat fazla görülen mesane tümörünün % 90’ı kötü huyludur ve geri kalan % 10’luk kısmını ise iyi huylu tümörler oluşturur. Kadınlarda mesane tümörü daha kötü seyirli olma eğilimindedir." dedi.

"Sigara mesane kanserini tetikliyor"

Sigaranın mesane kanserini tetiklediğini söyleyen Sertkaya, "Mesane tümörünün görülme yaşı ortalama 50 olarak kabul edilse de Türkiye gibi sigara tüketiminin çok fazla olduğu ülkelerde, bu hastalık çok daha erken yaşlarda ortaya çıkabilmektedir. Yoğun sigara kullanımına bağlı olarak mesane kanseri günümüzde artık 20’li yaşlarda bile risk oluşturacak duruma gelmiştir." ifadelerini kullandı.

"Bazı iş kollarında çalışanlar kontrol altında olmalı"

Sertkaya, sözlerine şöyle devam etti: "Boya, tekstil, kauçuk, deri ve kimya sektöründe çalışanlar, kuaför ve lastikçiler mesane tümörü vakalarının % 10-15’ini oluşturmaktadır. Bu sanayi sektörlerinde kullanılan bazı kimyasallar, mesane tümörü oluşumuna neden olmaktadır. Bunların yanı sıra; radyasyon tedavileri, yanlış uygulanan diyetler, kronik idrar yolu enfeksiyonları ve “şistomiyaziz” adı verilen paraziter enfeksiyonlar mesane tümörü için risk faktörleri olarak sıralanabilir."

"Vücuttaki değişiklikler önemsenmeli"

Vücuttaki değişikliklerin önemsenmesi gerektiğine değinen Sertkaya, Mesane tümörü erken evrede bile belirti vererek, özellikle idrarda görülen kanla kendini gösteren bir hastalıktır. Ancak bu işaret, taş ve böbrek sorunları gibi pek çok hastalığın da göstergesi olabileceğinden, altta yatan nedenin iyi araştırılması gerekir. Mesane tümörünü haber veren en sık belirtiler ise şöyledir: İdrarda kan görülmesi (Hematüri). Kanama genellikle ağrısız olarak ortaya çıkar. İdrara çıkma alışkanlığının değişmesi. Sırtın bir bölümünde ağrı. İştah kaybı. Nedensiz kilo kaybı.

Vücutta iltihaplanma… Bu durumdan en fazla mide ve bacaklar etkilenir. Halsizlik ve yorgunluk hissi ve kansızlık." şeklinde konuştu.

"Tedavide ameliyat altın standart"

Söz konusu hastalığın tedavisinde ameliyatın standart olduğuna işaret eden Sertkaya, "Mesane kanserinin tanı ve tedavisinin ilk adımı, altın standart olarak kabul edilen cerrahidir. Başlangıçta, kapalı yolla yapılan mesane tümörünün çıkartılması (TUR ameliyatı) hem tanı ve evrelemeyi sağlar hem de tedavinin ilk basamağıdır. Daha sonra hastalığın evre ve derecelerine bağlı olarak ileri tedaviler planlanır. Kasa nüfuz etmemiş tümörlerde kapalı olarak tümör çıkartılması ve mesane içine verilecek ilaçlar en etkili tedavi yöntemidir. Tümör eğer kasa yayılmışsa, hastalığın ve hastanın durumuna göre “radikal sistektomi” adı verilen cerrahi yöntem etkili bir tedavi seçeneğidir." dedi.

"Yaşam tarzı değişikliği ve düzenli takip gerekli"

Sertkaya, son olarak şunları kaydetti:

"Hastalar, tedavi sonrasında sigara kullanıyorsa mutlaka bırakmalıdır. Meyve ve sebzeden zengin bir beslenme düzeni oluşturulmalı, riske yol açabilecek herhangi bir iş kolunda çalışan kişilerin de bu yaşam düzenini değiştirmesi gerekmektedir. Tedavi sonrası en az 5 yıl boyunca düzenli takip altında olmak yaşamsal önem taşımaktadır." (Muhammed Said Aksoy – İLKHA)

HABERE YORUM KAT

UYARI: Bir Yorum Yapın |HABERE YORUM KAT| Diğer Ziyaretçilerle Düşüncelerini Paylaş